


CHESTER WILBURN

1995 yılında Violet Wilburn ve Charles Wilburn, Jacksonville Texas dışında yer alan küçük bir kırsal yerleÅŸkede dünya evine girdiler. Baba Charles’ın çocukluk hayali olan tamirhane atölyesi "Rusty Wrench", çiftin mütevazı hayatlarını sürdürmelerini saÄŸlayan yegâne gelir kaynağıydı. Violet, daha çok çocuklarının eÄŸitimiyle ilgilenirken, Charles atölyesinde çalışarak hem geçimi saÄŸlıyor hem de oÄŸullarına tutkuyla baÄŸlı olduÄŸu dünyayı aktarıyordu. İlk oÄŸulları Floyd, 2001 yılında doÄŸdu. Sessiz bir çocuktu. İki yıl sonra ise Violet, hiç planlamamışken yeniden hamile kaldı. Bu beklenmedik çocuÄŸa "Chester" adını verdiler. Chester, doÄŸduÄŸu andan itibaren ailesine bambaÅŸka bir denge getirdi. Meraklı bakışları, narin yapısı ve erken yaÅŸta kitaplara duyduÄŸu ilgi, onu abisinden farklı bir yola çekiyor gibiydi. Ancak kader, onları farklılaÅŸtırmaktan ziyade birbirlerine daha da baÄŸladı. Çocuklukları boyunca her günlerini Rusty Wrench’in yaÄŸ kokan zemininde geçirdiler. Chester, genellikle babasının verdiÄŸi kullanım kılavuzlarını incelerken, Floyd daha çok ellerini yaÄŸlayarak vidalarla uÄŸraÅŸmayı seviyordu. İkisi bir bütün gibiydi; biri akıl, diÄŸeri güçtü. KardeÅŸlerin hayatı, ergenlik çaÄŸlarına kadar dış dünyadan kısmen uzak, sade ama güvenli bir ÅŸekilde ilerliyordu.
​
Teksas güneÅŸinin yakıcı etkisi, Rusty Wrench’in teneke çatısını adeta eritirken, içeride iki kardeÅŸ yine uÄŸraÅŸ içerisindeydi. 1978 model, paslı bir Yamaha DT100, babaları Charles tarafından hurdalıktan kurtarılmıştı. Floyd motoru sökmüÅŸ, Chester ise motora ait kılavuzu okuyarak abisine yardımcı oluyordu. “Karbüratörü sökmelisin önce.” dedi Chester, ince bir dikkatle. “Biliyorum!” dedi Floyd ters bir sesle ama yüzünde sinirden çok oyunbaz bir gülümseme vardı. Chester’ın çok bilmiÅŸ tavrı Floyd’u zaman zaman rahatsız etse de, aralarında ince ama derin bir baÄŸ vardı. Ama her ÅŸey bir sonbahar günü deÄŸiÅŸti. Chester, lisedeki dersinden çıkıp eve vardığında her zamanki gibi kamyonetin sürücü koltuÄŸundan inmiÅŸ, atölyeye koÅŸmuÅŸtu.
​
​
​
​
Ev sessizdi, annesi Violet muhtemelen komÅŸularına gitmiÅŸti, Floyd’un ise okulla ilgili bir iÅŸi vardı. Atölyeye girdiÄŸinde garip bir sessizlik karşıladı onu. Radyo kapalıydı. Aletler dağınık, çalışma masası yarım kalmış iÅŸler içindeydi. Chester sesinde anlaşılabilir bir kırıklık ile “Baba?” diye seslendi. Hiçbir yanıt alamadı. İçeri ilerlediÄŸinde, gözlerine inanamadı. Babası Charles, eski bir Chevy'nin altında hareketsiz yatıyordu. Aracı havada tutması gereken lift çökmüÅŸ ve Charles'ı kıstırmıştı. Chester ne kadar uÄŸraÅŸtıysa da onu kurtaramadı. Lift sistemi arızalanmış, krikolar çökmüÅŸ, yalnızca babasının elleri hareket ediyordu. Sonrasında… o da durdu.
​
​